linkler

Thursday, August 11, 2016

Çandarlı Otelleri ve Çandarlı Otel Fiyatları

Çandarlı Otelleri ve Çandarlı Otel Fiyatları Denizi, rüzgârı, manzarası, adaları ile İzmir Çandarlı üç tarafı denizle çevrili köy yaşamı, kent yaşamının aynı anda yaşandığı, yerli üretim bolluğu, sakin ve sessizliği ile tam bir tatil ve dinlenme diyarıdır  Dikili Çandarlı'da turizm çok uzun yıllar önce halkın kendi evlerini tarlalara göç ederek eşyalı kiraya vermeleriyle başlamış ve sonraları bunu tamamen ticari anlamda İzmir Çandarlı otelleri pansiyon, restaurant ve lokantaların yapılması izlemiştir.

Çandarlı'nın doğu kısmında ufak bir iskelesi bulunur, sayılı yat ve yelkenliye hizmet verecek kapasitededir. Doğal bir koyu bulunduğundan her yıl birçok yerli ve yabancı tekneye ev sahipliği yapmaktadır. Başta Kale olmak üzere tarihi yerleriyle de Çandarlı birçok turistin uğrak yeri olmuştur.
İzmir Çandarlı doğal özelliklerini korumuş olma şansını elinde bulunduran bir beldedir. Kalesiyle, üç tarafı denizlerle çevrili uzun sahil şeridiyle, yeşiliyle mavisiyle, doğal klima özelliğiyle, pırıl pırıl kumsallarıyla turistik yer olan bu beldede birçok İzmir Çandarlı otelleri hizmet vermektedir.
Dikili Çandarlı otel işletmecilerinin birçoğunu da yaz kış orada yaşayan halkı oluşturuyor. Dolayısıyla sizin için bahçelerinde organik sebzeler yetiştiriyorlar ve bu sayede doğal ürünlerden oluşan akşam yemekleri ve sabah kahvaltıları sizlere sunuluyor.
İzmir Çandarlı otellerinde 5 yıldızlı bir konfor var ama dostluk ve sıcak iletişim çok daha ön planda bulunuyor işletmecileri için.

İzmir Çandarlı yarımada şeklinde üç tarafı denizle çevrili uzun bir sahil şeridine sahiptir. Yeşiliyle mavisiyle görülmeye değer bir beldedir.

Dikili Çandarlı, tarıma ve turizme dayalı bir yapıya sahiptir. Beldenin % 60'ı çiftçilikle uğraşan halkın dışında, otelcilik, ev pansiyonculuğu gibi turizm sektöründe de son zamanlarda artış görülmektedir. Bakırçay Havzasında verimli toprakların bulunması ve Akdeniz ikliminin olumlu etkileri sayesinde polikültür tarım yapılmaktadır.
İzmir Çandarlı'da balıkçılıkla uğraşan kişi sayısı 200 dolaylarındadır. Önemli bir gelir kaynağı olmasına karşın geçimini sadece balıkçılıkla sağlayan aileler çok azdır. Balıkçılık bir yerde ek gelir kaynağı olarak düşünülmektedir.
Sahil bandında İzmir Çandarlı otel, pansiyon, gazino, bar, disko, çay bahçesi, kahvehane, lokanta ve yaz aylarında kurulan stantlar bulunmaktadır.
Çandarlı için Ege'nin son yıllarda keşfedilen yıldızı demek yerinde olur. Henüz çok fazla popüler olmadığı için, Çandarlı 2016 otel fiyatları makuldür. Yaz kış hizmet veren tesisler bulunmakla birlikte, kış aylarında daha uygun olan Çandarlı 2016 otel fiyatları yaz aylarında artış göstermektedir. Bunun yanında, konaklayacağınız tesise göre değişmekle birlikte Çandarlı 2016 otel fiyatları pansiyonlarda daha ucuz iken, en çok rastlanan tesis türü butik otellerde biraz daha fazla olabilmektedir.
Esnafın sizi sadece gelir kaynağı olarak görmediği, dostluğun ön planda olduğu temiz sıcacık insanların yaşadığı, tarihi bir beldede konaklamak isterseniz, Çandarlı 2016 otel fiyatlarının daha makul olduğu sonbahar mevsimini seçebilirsiniz. Ancak, İzmir Çandarlı 2016 otel fiyatlarının, yaz mevsiminde de Ege'nin diğer beldelerine oranla çok daha uygun olduğunu belirtelim.

Wednesday, April 18, 2007

İşte benim çandarlım

Çandarlı 13.-14.yüzyılda Cenevizlilerin yaptığı kalesiyle çok şirin bir sahil beldesi.Sanki 1960-70lerde zaman durmuş gibi , nostaljik bir atmosferi var. Daha sonra fatih Sultan Mehmet’in restore ettirdiği kalenin önü çay bahçesi. Bu iyi düşünülmüş açıklığı hemen yanındaki sokak başını tutmuş evlerin kat çıkma merakıyla, otelin güneş enerjisi heyulaları yerle bir ediyor. Bu sevimli kalenin perspektifini kesen kişisel hırs ve çirkinlik Çandarlı’da yine de en az haliyle bulunuyor. Kıyı yasasının Özal tarafından kaldırılmasıyla denizin dibine inşa edilen evlerin beş altı kat olmamasına şükürler olsun. Denizi, eski evleri ve dokusuyla Çandarlı özlenen birçok duyguyu size sunuyor. Kaldığınız ya da yemek yediğiniz yerlerde bangır bangır müzik tasallutuna uğramadan yaşama mucizesi inanılmaz bir keyif. Denizin dalgalarını dinleyerek oturabiliyor,kumruların dem çekmesiyle uykuya dalabiliyor, rüzgarın sesine kulak verebiliyorsunuz.Türkiye’de insanların doğayla ilişkisi koptu. Arabada, yemekte ya da tatilde nerde olursa olsun sürekli müzik dinleme mecburiyeti var sanki. Hep ayni sesleri, sözleri duymaktan içinize fenalık geliyor. Sabah sabah tepinen ,bağıran bir müzikle stres içinde uyandırıyor Türkiye sizi. Türklerin külliyen sağır olduğunu düşünürdüm ben yabancı olsam.ya da iç sesleri olmadığına karar verirdim. İç seslerine kulak vermediklerinden, onu susturmak istediklerinden (ki vicdana da denk gelebilir) sürekli yüksek sesle gürültü hanesine yazılan bir müzik dinlemekteler.
Hemen karşınızda geceleri alev alev yanan bacalarıyla Aliağa’yı ve Foça’yı görüyorsunuz. Bu kadar güzel koyların içinde bu ne iştir anlayan beri gelsin. Gökova’nın da alarm zilleri çaldığını biliyoruz. Dünyanın imrendiği doğal güzelliklerin kişisel,siyasal hırslarla yok edilmesi büyük bir yara yüreğimizde.
Almanlar Çandarlı’yı keşfetmiş,yerleşenler ya da işletmesi olanlar var. Yanınızdan geçen mısırcı( Ege’ adı darıdır) arabasına “Mais” diye de yazmış ol nedenle.
Bir dil üstüne yerleşmiş olan Çandarlı ülkemizin ölmeyen orta sınıfının küçük bir örneklem grubu gibi. Geceleri aileler kumsalda yaygıların üstünde sohbet ediyor, bir kısmı sandalyelerini piyasa yapılan yola çevirmiş etrafı kolaçan ediyor. Çocuklar oynuyor. Aileler kapı önlerinde yaşlılarda hasbihalde.Köpekler bile mutlu oynaşıyor ortalıkta. Kendi paralarını kazanan, yurt içinde dışında didinen bu insanlar çocuklarına daha iyi bir gelecek için uğraşıyor. Rizeli İdris üç çocuğunu okutabilmek için karı koca Almanların yanında çalışıyor.
Buranın huzurlu, eski dünyasında bisikletler de yer alıyor. Çocukların hepsinde bir bisiklet tıpkı 60’lı yıllarda olduğu gibi. Yetişkinlerde bisiklet kullanıyor. Bir de Almanlardan gelmiş sepetli, üç tekerli yaşlıların kullandığı bisikletler var.rüzgarın kötü yapılaşmayla kesilmediği Çandarlı’da her yer fırıl fırıl esiyor. Öğleden sonra çıkan esinti biraz yosun taşıyor.
Her yanda bir iyot kokusu.
Çandarlı’dan Dikili’ye doğru giderken bir zeytin denizi sağda, adaların harika görüntüsü solda İtalya ‘dan güzel manzara.Killik denilen koy inanılmaz bir mavi-yeşil. Toprağı kil olan bu koyda zaman yine 40 yıl öncesinde sabitlenmiş ki harika bir duygu. İnsanlar, davranışlar ve alışkanlıklar o dönemi yansıtıyor.O dönemlerde alt orta sınıfın geleneği olan araba üstü çarşafla piknik ve deniz sefası aynen sürüyor.Sakin ve huzurlu zeytinlerin gölgesinde çadırlarla konaklama da var.Emekliler çoğunlukla kamp yapıyormuş burada. Abuk sabuk müzik sesi falan yok. Kuş cıvıltılarını dinlemek mümkün. Akhisarlı Adnan’ın yeri özlediğiniz çardak.Çardağın altında çayınızı yudumlayın,tavlanızı oynayın keyfiniz bilir.
Çandarlı’ya 15 km. kaplıcalar var. Ilıca isimli kaplıca denizin içinde. Kaplıcanın olduğu noktaya taştan dört duvar bir oda örülmüş. Kadınlar ve erkekler sırayla giriyor bu küçük mekana. İçindeki çamuru bedenlerine sürüyorlar.Bu taş mahzenin açık kapısından içeri bakınac “herhalde antik dönemde de böyle yıkanıyorlardı” diye düşünüyor insan. Girdiğiniz koylarda para ödüyorsunuz,hepsi çöplük yuvası. Bu Ilıcaların etrafı orman ve her yan çöp dolu. Türkler çöp olmadan bir yerde zevk alarak oturamıyor mu acaba diye düşünüyor insan.
Türkiye’nin ciddi sorunu çöplerin organize edilememesi.En güzel beldelerde, ormanlık alanda önünüze birden çöplük çıkıyor! Çöplüğü nasıl buraya yaparlar diye şaşırıyorsunuz. Her yan zaten çöple zenginleştirilmiş.Sistem yok, varolan sistemde de kurallar yok. Hiçbir kural öğrenmeden büyüyen insanlar doğaçlama yaşıyor kısmen,kısmen de yabancılaşmanın pençesinde.temiz ev (özel alanı benimseme),kirletilmiş,pis kamu alanı(bencillik),estetik yoksunluk (güzel-çirkin ayıramama), kirli su,sağlık şartlarına uymama(iyi-kötü ayırt edememe), insani zaafların mekana dönüşmesi (hırs bastı yarım kat daha) ve ortak değerler yokluğu her yanda açık bir şekilde görünüyor maalesef. Korkunç kooperatiflerin saldırgan yapılaşması ne orman, ne antik kent,ne eski doku dinliyor.
Ben ailelerin,dostlukların,çocukların şen sesleriyle dolu. Huzurlu Çandarlı’yı bir zaman makinesi gibi algıladım. Bana çok şey çağrıştırdı. Yok edilen Didim’e burada ağıt yakarken yüreğimi onarmaya çalıştım.

"Alıntıdır Nevval Sevindi"

Thursday, April 5, 2007

Çandarlı Fotoğrafları


Image Hosted by ImageShack.us


Sevgili Çandarlılar ve değerli konuklarımız; beldemiz üç tarafı da denizle kaplı tam anlamıyla bir tatil beldesidir.
Özellikle son yıllarda beldemizi bir çok yerli ve yabancı turist ziyaret etmektedir. Belediye olarak bizler de gelen misafirlerimizin en iyi ortamda ve rahat bir şekilde tatil geçirmelerini birinci vazifemiz bilinci ile hizmet etmekteyiz.
Bu hizmetlerimizin hepsinde insana ve çevreye saygı, sevgi ön planda olmuştur.
Yıllar önce köy havasında olan beldemizi yerine getirdiğimiz hizmetlerimiz ile kimliğini bozmadan kent görünümüne getirdik. Uzun yıllardan beri tam anlamıyla hizmetini alamayan Çandarlı’mıza şuana kadar yapılanlar yetmemektedir. Bundan sonrada beldemizin hak ettiği görünüme gelmesi için elimizden geleni yapacağız.
Tabi bunları yaparken Çandarlılılı olan ve kendisini Çandarlı dostu gören herkesi bize destek olmaya davet ediyoruz. Geçmişte birçok tarihi kimliği taşımış kültürüyle, deniziyle, güneşiyle doğal klima özelliğindeki havamızla, örf, adet ve geleneklerine bağlı sevecen insanımızla doğa harikası beldimizi gelin hep birlikte daha iyiye, daha modern bir kent görümü kazanması için el ele verelim.
İnternet sitemizden Çandarlılı ve Çandarlı dostu olan herkesin faydalanacağına olan inancımı vugulayarak sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Hasan Aksoy
Çandarlı Belediye Başkanı

Çandarlı Ulaşım


Image Hosted by ImageShack.us

ÇANDARLI KÖRFEZİ

Çandarlı bugün Batı Anadolu'da İzmir İli sınırları içinde Dikili ilçesine bağlı bir bucak merkezidir. Ege Bölgesinde İzmir Körfezi'den sonra ikincil önem taşıyan Çandarlı Körfezine adını vermiştir.
Doğusunda Zeytindağ Bucağı, batısında Midilli Adası, kuzeyinde Karadağ Yarımadası ve Dikili, güneyinde Çandarlı Körfezi ile çevrilidir.
Harita üzerindeki konumu ise 38 derece 3 dakika kuzey enlemi ve 24 derece 33 dakika doğu boylamı arasındadır.
Karayolu bağlantısına göre Çandarlı-İzmir 90km, İzmir-Bergama yol çatısından 11km, Çandarlı-Dikili 19km, Çandarlı Bergama 34km uzaklıktadır. Deniz yolu ile İzmir’e 50, İstanbul’a 243, Dikili’ye 16 mil uzaklıktadır.

ULAŞIM
Çandarlı, İzmir'e 85 kilometre uzaklıkta. Çandarlı'ya ulaşmak için İzmir otogarından Dikili otobüslerine binmek gerekiyor. İzmir'den Dikili'ye sezon boyunca her yarım saatte bir otobüs kalkıyor. Çandarlı-Bergama arası ise 30 kilometre. Bergama'ya ulaşım genellikle Dikili üzerinden gerçekleşiyor

Wednesday, April 4, 2007

Çandarlı Körfezi



ÇANDARLI KÖRFEZİ
Çandarlı Körfezi'nin eski adı Elaitikos Kolpos diye geçer. Kuzeyde Kemikli Burnu ile güneyde Yıldırımkaya ve Aslan Burunları arasında yer alan Çandarlı Körfezi'nin genişliği 20 km'ye uzunlığu ise 25 km'ye ulaşır. Çandarlı Koyu'nun genişliği 800m. ve derinliği 20m. dolayındadır. Körfez içinde Çandarlı, Şakran, Aliağa, Foça ve yerleşim birimleri, güneye doğru serpilerek Karaburun Yarımada'sına dayanır. Çandarlı Körfezi'nin batısı açık deniz olduğu için rüzgarlı havalarda güvenli değildir. Deniz trafiği büyük dalgalar nedeniyle engellenir. Çandarlı Körfezi'nin kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır. Denize dik inişler gösterir. Körfeze dökülen en önemli akarsu Bakırçay'dır.
COĞRAFİ KONUMU
Çandarlı bugün Batı Anadolu'da İzmir İli sınırları içinde Dikili ilçesine bağlı bir bucak merkezidir. Ege Bölgesinde İzmir Körfezi'den sonra ikincil önem taşıyan Çandarlı Körfezine adını vermiştir.

Doğusunda Zeytindağ Bucağı, batısında Midilli Adası, kuzeyinde Karadağ Yarımadası ve Dikili, güneyinde Çandarlı Körfezi ile çevrilidir.

Harita üzerindeki konumu ise 38 derece 3 dakika kuzey enlemi ve 24 derece 33 dakika doğu boylamı arasındadır.

Karayolu bağlantısına göre Çandarlı-İzmir 90km, İzmir-Bergama yol çatısından 11km, Çandarlı-Dikili 19km, Çandarlı Bergama 34km uzaklıktadır. Deniz yolu ile İzmir’e 50, İstanbul’a 243, Dikili’ye 16 mil uzaklıktadır.

Çandarlı Yapısı

SOSYAL VE EKONOMİK DURUMU
Çandarlı yarımada şeklinde üç tarafı denizle çevrili uzun bir sahil şeridine sahiptir. Yeşiliyle mavisiyle görülmeye değer bir beldedir. Beldemiz tarıma ve turizme dayalı bir yapıya sahiptir. Beldenin % 60'ı çiftçilikle uğraşan halkın dışında Otelcilik, ev pansiyonculuğu gibi turizm sektöründe de son zamanlarda artış görülmektedir. Toplam tarım alanı miktarı............dir. Sulanabilir tarım arazisi ............hektar civarındadır. Bakırçay Havzasında verimli topraklarımızın bulunması ve Akdeniz ikliminin olumlu etkileri sayesinde polikültür tarım yapılmaktadır. Bakırçay'ın suladığı Çandarlı Ovası çok verimlidir. Bu bölgede 70 türlü bitki yetiştirilir. Tahıllar: Buğday, arpa, yulaf, çavdar, bakla, burçak, nohut, mercimek ve mısır en önde gelmektedir.Endüstri Bitkileri: Zeytin, pamuk, tütün, susam, ayçiçeği,soya fasulyesi.Meyveler: Elma, armut, kayısı, dut, ceviz, incir, üzüm, şeftali, ahlat, zerdali.Sebzeler: Fasulye, bamya, patates, soğan, patlıcan, biber, domates, börülce, kabak,salatalık gibi kış sebzeleri yetişmektedir. Hayvancılık Çandarlı'da pek gelişmemiştir. Çiftçi ailesi başına 2 adet büyük hayvan düşmektedir. Çandarlı Beldesinde balıkçılıkla uğraşan kişi sayısı 200 dolaylarındadır. Önemli bir gelir kaynağı olmasına karşın geçimini sadece balıkçılıkla sağlayan aileler çok azdır. Balıkçılık bir yerde ek gelir kaynağı olarak düşünülmektedir. Çandarlı Beldesi Bakırçay'a ve Çandarlı Körfezi'ne bakan bakan sahil bandı ve arkasındaki sokaklar çarşı ve şehir merkezidir.. Nüfusun yaz aylarında artması, halkın çiftçi olmasına karşın yeni yapılan pazaryeri sayesinde çarşı-pazar oldukça gelişmiştir. Sahil bandında otel, pansiyon, gazino, bar, disko, çay bahçesi, kahvehane, lokanta ve yaz aylarında kurulan standlar bulunmaktadır.



SAĞLIK
Kasabada Devlet Hastanesi yoktur.Sağlık Birimi olarak 1 sağlık ocağı mevcut olup ,2 doktor , 3 Hemşire , 1 sağlık Memuru , 3 Ebe Hemşire , 1 Ambulans , 3 Eczane bulunmaktadır. Ayrıca yaz sezonunda sağlık ocağımız 24 saat 112 acil yardım hizmeti verilmektedir.Turistik bir Belde oluşu nedeniyle , yaz aylarında Doktor ve Sağlık personeli nüfuz oranında çoğaltılmaktadır.

İKLİMİ
Çandarlı'da Akdeniz iklimi özellikleri belirgin olarak yaşanır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Yaz ayları sıcaklık ortalaması 21 derece, kış sıcaklık ortalaması 10 derece dolaylarındadır. Yazları sıcaklık farkı 13, kışları ise 15 derece oynama gösterir. Yıllık sıcaklık ortalaması 15.4, en düşük sıcaklık -7 derece'dir. Yazın ve kışın kuzeyden yıldız, kuzeydoğudan poyraz, kuzeybatıdan karayel eser. Lodos ise deniz havasını bozar ve yağmur getirir. İmbat yaz günleri için ferahlık vericidir. Gündüz gece arasında yön değiştiren meltem rüzgarları ile iyot dolu deniz esintileri saçar. Basınç ortalaması normalin üstünde olup, en yüksek basınç kış aylarında 777mm.dir.
Yıllık yağış tutarı 500-800 mm. arasında değişir. Kar yağması enderdir, don olayına da pek sık rastlanmaz. Standartlara göre az rutubetli bir havası vardır, ortalama rutubet oranı %20-30 dolaylarındadır.

Çandarlı Tarihçesi

TARİHÇESİ
Çandarlı (Pitane) yöresinde, tarih öncesi izler M.Ö. 4000'li yıllara dek uzar. Söylenceye göre Amazon kadın savaşçılar, yöreye egemen olmuşlar ve Pitane başta olmak üzere bir çok kıyı kentin kurucusu olmuşlardır. Anlamı; kadın kenti, kraliçe kenti olan Pitane sözcüğü de buradan gelmektedir.

Çandarlı'nın akıl almaz tarihi araştırıldıkça bir çok uygarlığın yörede varlık gösterdiği anlaşılmıştır. Bu uygarlılardan bazıları şunlardır. Hititliler, Lidyalılar, Persler, İonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saruhanoğulları, Karesioğulları ve Osmanlı İmparatorluğu.
Selçuklu Devlet'inin yerini alan beylikler (Saruhanoğulları ve Karesioğulları) adım adım yöremizi Bizansın elinden alarak Türk beldesi yapmışlardır. Çandarlı'nın Türkler tarafından fethi birden olmuş değildir. Zaman zaman Türklerin eline geçtiği, sonra yine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ancak kesin olarak alınması sorulursa bunun tarihi 1302'den sonradır. Çünkü bu tarihte Bergama ve çevresi Bizanslılarca boşaltılmıştır. Bizansın geri çekilmesinden sonra da Türkler bu bölgeye yerleşmeye başlamıştır.
ÇANDARLI HALİL PAŞA
1430 yılında II. Murat zamanında sadrazam olan Halil Paşa, Fatih'in ilk yıllarına değin 24 yıl bu görevde kaldı. Soylu bir aileden gelen Çandarlılılar, Osmanlı yönetiminde I. Murat'tan beri kaz askerlik, sadrazamlık gibi görevlerde buluna geldiler. Kökenleri Ankara'nın Nallıhan İlçesine bağlı Cendere Köyüne dayanmaktadır. Ancak Cendere demek yerine Çandarlı deyişi daha çok tutulmuştur. II. Murat iki kez padişahlığa oğlu Fatih'i getirip denemek istemiş, fakat çocuk yaşta olması ve Balkanlarda Haçlı ordularının görülmesi üzerine sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın İsteğiyle II. Murat tekrar tekrar padişahlığa çağırılmıştır. Küçük Mehmet bunları o zaman kabul etmesine ve hatta babasını göreve çağırırken “eğer padişah ben isem size emrediyorum, yok padişah siz iseniz derhal ordunun başına geçiniz” dediği halde sonradan kışkırtmaların nedeni ile Çandarlı Halil Paşa'ya kin beslemeye başlamıştır. İstanbul'un fethine karar verildiği sırada Çandarlı'nın yapıcı eleştirilerine hazırlıkların sürdürülmesine, Haçlı Ordularının başımıza musallat olacağına ilişkin sözlerine de alınmış ve İstanbul'un fethini istemiyor, Bizans ile iş birliği içinde, Fatih'in başarılı olmasına fırsat tanımayacak gibi dedikodularla iyice şişirilmişti. İşte bu gibi nedenlerden ötürü İstanbul'un fethinden sonra Çandarlı Halil Paşa'nın sadrazamlığına son verdi ve 1453'te öldürttü.
Sadrazamlığı sırasında Çandarlı Halil Paşa, ünlü Pitane kentini Cenevizlilerden kalma köhne kalesini yeniden yaptırdı ve kenti bayındır hale soktu. Yeni icat olan top atışlarına karşı dayanıklı olması için taş bloklar ve temel payandaları yaptırmıştır. Böylece Çandarlı Kalesi sağlam ve korunaklı bir hal almıştır. İşte o zamandan beri Pitane adının yerine Çandarlı almıştır. Bir başka deyişle Çandarlı'nın isim babası Halil Paşadır.
AMAZONLAR KİMDİR
“Hititlerin Kadın Süvarileri” tanımını getirir. Çünkü atı ilk olarak Hititler evcilleştirmişler ve savaşlarda kullanmışlardır. Yayı germek ve daha rahat ok atabilmek için kızlık çağlarında bir memelerini dağlamışlardır. Sparta da kadınların askere alındığı ve sağ memelerini yok ettiklerini duymuşsunuzdur. Ancak asıl Amazon yurdunun Anadolu'nun Karadeniz kıyılarında ve Kafkasya'da olduğu ileri sürülür. Libya'dan buralara geldikleri de söylenir.
Amazonlar, ata binen ve son derece çevik savaşçı kadınlar topluluğudur. Tarım ve kent yaşamıyla erkekleri uğraşmakta kendileri avcılık ve savaşçılıkla geçinirlermiş. Ana egemenliği kadın etkinliği denebilir. Fakat aile yaşantısı olup olmadığı da tam bilinmemektedir. Bu avcı kadınların toplu yaşadıklarına, savaşlar verdiklerini, zaman zaman komşu halkların erkekleriyle cinsel ilişki kurduklarını bu geçici ilişkiden doğan erkek çocuklarını babalarına gönderdikleri, kız çocuklarını ise yanlarında eğittiklerini eski kitaplardan öğrenmekteyiz. Strabon Herodot, Diodoros gibi yazarlar Amazonların kimliğini, yurtlarını ve nasıl Anadolu'ya geldiklerini biraz farklı anlatırlar.
Amazonlar kraliçesi Myrina önderliğinde Amazonlar yurtlarında kalkmışlar ve yollara düşmüşler hatta düşsel Atlantis Ülkesine kadar gitmişler orada söylencelerde geçen Gorgo canavarlarını alt etmişler ve Yunanistan'a konmuşlar. Helenlere yenilip tutsak olmuşlar ancak yolda korsanları boğup gemileri ele geçirmişler. Böylece Karadeniz'e ve Ege kıyılarına dağılmışlar. Yerleştikleri yerlerde koloni kentler kurmuşlar. Bu kentler Smyrina, Myrina, Mytilena, Elaia, Anaia, Gryneia, Kyma, Pitane, Latoreia ve Ephesos'dur.
Pitana'yı bir Amazon Kraliçenin kurmuş olduğu, Ana Tanrıça Kibele inancını yaygınlığı, kadının üreme özelliğini üstün görüldüğü, arkeolojik buluntular arasında çokça rastlanan idol denilen küçük kadın heykelciklerin varlığı bunları doğrulamaktadır.
Amazon sözcüğü memesiz anlamına gelir ki yöremizde savaşçı kadınları bir memelerini böyle bir işlem yaptıkları da bilinmeyen bir yöntem değildir.
ÇANDARLI KALESİ
Çandarlı'nın ünlü kalesi bugün hala tüm görkemi ve sağlamlığı ile ayakta durmaktadır. Yarımadanın dil üzerindeki yüksek bir yerinde ve andezit kütlenin teraslanarak yapıya elverişli hale sokulmasıyla inşa edilmiştir. Bu nedenle yeterli temel söz konusu olmadığı için dipten yan payandalarla desteklenmiştir. Duvarlarda kullanılan bazı parçaların antik özellik taşıması, burada kaleden önce kutsal bir alan yada tapınak bulunduğu kanısını uyandırmaktadır.
Kalenin yapılışını araştırırken önce kullanım alanı olarak M.Ö. 6. yüzyıllarda Pitane sitesi içinde bir işlev gördüğü akla gelmektedir. Çünkü İonya ve Aiolya siteleri şehir surları ve iç kale surları olarak iç içe iki halka oluşturur. Özellikle deniz kıyısında bir site saldırılara açık olduğu için kentin direnişi için iç kaleden aylarca sürebilmekte ve düşmanı caydırabilmektedir. Kalenin defalarca yıkılıp yapıldığı, fakat duvarlarında antik taşlarında bulunması bu görüşü doğrulamaktadır. Bu taşlar M.Ö. 2 yy. kale yapısından kalmadır. Kalenin bugünkü planı ve çizgileri içinde yapılışı ise M.S. 14. yüzyılda Foça'yı ele geçiren ve ayrıcalıklar elde eden Cenevizliler tarafından gerçekleştirilmiştir.
Cenevizliler hem Foça'ya hem de Pitane'ye kendilerini koruma amacıyla görkemli kaleler inşa etmişlerdir. Çandarlı Kalesine Foça'dan taş getirtilmiş ve kölelere taşıtılmıştır. Söylenceye göre en çok taş taşıyan köle azat edilecek denerek işin çabuk yapılması sağlanmıştır.
Cenevizlilerin Pitane kalesini yaptıkları tarihlerde Türkler de Batı Anadolu fetihlerini tamamlamak üzereydiler. Bir süre sonra Foça Saruhanoğullarının, Pitane de Karesi Beyliği'nin eline geçmiştir. Pitane alındıktan sonra bu ünlü kalesinden dolayı Türkler bu yerleşme merkezine Asar ya da Hisar diyegelmiştir.
Planı kareye yakın bir dikdörtken biçiminde olan Çandarlı Kalesi, bugün beş kulesi, mazgalları, kapısı ve duvarları ile büyük bir görkem içindedir.
PİTANE (KURULUŞU)
Bergama ve Çandarlı yöresinde prehistorik buluntulara rastlandığını ve sadece buna bakarak yörede yerleşmenin tarih öncesi evreye dayandığı anlaşılmaktadır. Seramik parçalarının Yortan ve Truva I, Truva II ile eşdeğer olması da bu savımızı güçlendirmektedir. M.Ö. III bine kadar inebilmekteyiz.
Pitane Amazon söylencesinde savaşçı kadınlar tarafından kurulduğu dile getirilmiştir. Oysa bu Amazonların kurduğu Smyrna, Pitane gibi kentler Hellenistik dönemden önce de vardı. Örneğin Smyrna (İzmir) da M.Ö. II bin'de Bayraklı'da yerleşim mevcuttu, Olsa olsa Hellenistik dönemde bu kentlerin yeniden kurulduğu söylenebilir.
PİTANE (ADININ KÖKENİ)
Yapılan dil bilim araştırmalarına göre sonu (na) ile biten özel adlar luwi dil kökenidir ve Anadolu adıdır. Dolayısıyla Smyrina, Atarna, Pitana sözcükleri Hitit öncesinde Anadolu'da kullanılmaktadır ve tarih olarak M.Ö. II bine gitmektedir. Öte yandan Ane-ana bitişli sözcükler Hitit dilinde ek olarak kullanılmaktadır. Bu sav da bizi hem Anadolu kökenine götürür, hemde M.Ö.II bin içinde varlık bulmamıza yol açar. Sonuç olarak Pitane adı Yunan kökenli değil, Anadolu kökenlidir. Böyle olunca da Helenistik dönem olan M.Ö.VI-V yy.'lardan daha geriye M.Ö.II bin başlarına ilişkin etimolojik konum belirlemek mümkün olmaktadır.
Pitane sözcüğünü anlamında kadın kenti, ana kenti, kraliçe kenti, Amazon kenti ve giderek dinsel kadın kenti yanı tanrıça kenti anlamına ulaşmaktayız. Böylece Amazonlar da önce Anadolu'nun anaerkil toplumu ve Anadolu'da en saygı gören tanrıça Kibele tapkısı kentte adını vermiştir diyebiliriz.
Tüm Amazon kentleri Batı Anadolu kıyılarındadır ve dolayısıyla Sparta'ya buradan göç ve yerleşme olduğu anlaşılmaktadır. Daha ilginci bu göç ve yerleşme Amazonlarla da ilgili değildir. Anadolu'nun en eski yerleşik halkı Lelegeler buraya göç etmişlerdir. Anadolu'nun en büyük tanrıçası Kibele orada Artemis olarak yaşatılırken Amazonlar gibi Anadolu söylenceleri de oraya taşınmıştır.
Demek ki Amazon kültürü aslında ana erkil Anadolu halkını, Kibele kültürünü bir mayasıdır ve Leleglere kadar dayanmaktadır. Pitane adlı ana-kraliçe Çandarlı'yı, Kyme'yi ve Priene kentini kurmuş, ama Çandarlı'ya adını vermiştir.